Hazret-i Lokman’ın Oğluna Öğütleri

Hazret-i Lokman (Allah’ın selâmı O’nun üzerine olsun) ilim ve hikmetiyle dillere destan bir zâttır. Bunun içindir ki, kendisine Lokman Hakîm, denmiştir. Hz. Lokman, ismi Kur’ân’da da geçen, ama peygamber olup veya olmadığı hakkında kesin bir bilgi bulunmayan mübârek bir insandır.

İslâm tarihinde Hazret-i Lokman’ın hikmetli sözleri, vecizeleri, öğütleri ve tavsiyeleri meşhurdur.

Lokman’ın hikmetli sözlerinin asıl kaynağı Kur’ân-ı Kerîm’dir.

Cenâb-ı Hakk, Hazret-i Lokman’ın dilinden bu sözleri şu âyetlerle (meâlen) beyân buyurur:

Allah’a asla ortak koşma

Hani Lokmân, oğluna öğüt vererek şöyle demişti: “Yavrum! Allah’a ortak koşma! Çünkü ortak koşmak (şirk) elbette çok büyük bir zulümdür.”

Allah her yaptığını ortaya çıkarır

“Yavrum! Şüphesiz yapılan iş bir hardal tanesi ağırlığında olsa ve bir kayanın içinde, yahut göklerde ya da yerin içinde bile olsa, Allah onu çıkarır getirir. Çünkü Allah, en gizli şeyleri bilendir, (her şeyden) hakkıyla haberdar olandır.”

Namazını dosdoğru kıl

“Yavrum! Namazı dosdoğru kıl. İyiliği emret. Kötülükten alıkoy. Başına gelen musibetlere karşı sabırlı ol. Çünkü bunlar kesin olarak emredilmiş işlerdendir.”

Kasılarak yürüme, normal/sakin bir ses tonuyla konuş

“Küçümseyerek surat asıp insanlardan yüz çevirme ve yeryüzünde böbürlenerek yürüme! Çünkü Allah, hiçbir kibirleneni, övüngeni sevmez. Yürüyüşünde tabiî ol. Sesini alçalt. Çünkü seslerin en çirkini, şüphesiz eşeklerin sesidir!”

Diğer bazı tavsiyeleri:

Takvayı esas al

Ey oğul!

Takvayı kendin için kârlı bir ticaret olarak kabul et. Çünkü böyle ticaretler sonsuz kazançlar temin eder.

Hayırlı merasimlere katıl

Ey oğul!

Cenaze merasimlerine katıl. Düğün merasimlerinden de uzak durmaya çalış. Çünkü cenaze sana âhireti hatırlatır; düğün ise dünyaya çeker.

Tevbeyi geciktirme

Ey oğul!

Tevbeyi geciktirme. Çünkü ölüm ansızın geliverir.

Cahille dost olma

Ey oğul!

Cahil kimselerle dostluk kurma. Çünkü onunla dost olursan, kendi yaptıklarını (cahillik ve günahlarını) senin hoş karşıladığını sanar.

Susmak konuşmaktan değerlidir

Ey oğul!

Şimdiye kadar susmaktan dolayı hiç pişmanlık duymadım. Çünkü söz gümüşse, sükût altındır.

Günahlardan sakın

Ey oğul!

Kötülük ve günahlar senden sakındığı gibi, yani işlemedikçe sana dokunmadığı gibi, sen de onlardan sakın. Çünkü kötülük kötülüğü, günah da günahı çeker.

İlim meclislerine katıl

Ey oğul!

Âlimlerin meclisinde bulun. Hikmet ehlinin sohbetlerini dinle. Çünkü Allah kuru toprağı yağmurla nasıl canlandırırsa, ölmüş kalbleri de hikmetli sözlerle öyle diriltir.

Yalandan sakın

Ey oğul!

Allah, yalancının yüz suyunu kurutur, haya duygusunu giderir. Ahlâksız kimsenin de sıkıntısı hiç eksik olmaz.

Ahmak kişilerden uzak dur

Ey oğul!

Kayaları uzaklara taşımak, ahmak kişilere laf anlatmaktan daha kolaydır.

Allah’ın anıldığı meclislere katıl

Ey oğul!

Katılacağın meclisleri kendin ara bul. Allah’ın anıldığı meclisleri bulunca hemen oturuver. Çünkü âlim isen ilmin artar, cahil isen yeni bir şeyi öğrenmiş olursun. Oraya inen ilâhî rahmetten sen de payını alırsın.

Allah’ın anılmadığı meclislere hiç katılma. Çünkü âlim de olsan, cahil de olsan zarar görürsün. Ayrıca oraya inecek olan ilâhî gazaptan sen de nasibini alırsın.

Yemeğini paylaş

Ey oğul!

Sofrana takva ehli mü’minleri davet et.

Tecrübe sahipleriyle istişare et

Ey oğul!

Her işinde ilim ve tecrübe sahibi kimselerle istişare et, onların fikrini almaya çalış.

Takvadan bir gemi edin

Ey oğul!

Dünya dipsiz bir denizdir. Onda niceleri boğulmuştur. Bunun için takvadan bir gemi edin. İçine îmânı yükle. Tevekkül yelkeniyle açıl. Ancak bu şekilde selâmetle yol alır, sahile çıkarsın.

Kötü komşudan uzak dur

Ey oğul!

Nice ağır yükler taşıdım. Fakat kötü komşu kadar ağır bir yüke rastlamadım. Nice acılar tattım, fakat fakirlikten daha şiddetli bir acı tatmadım.

İlimden nasibini al

Ey oğul!

İnsan fakir de olsa ilim ve hikmetiyle hükümdarların meclisinde yer alır.

Arkadaş seçimine dikkat et

Ey oğul!

Birisiyle dostluk kurmak istiyorsan, önce onu öfkelendirecek bir şey yap. Şayet öfkeli iken sana insaflı davranırsa ona yaklaş, insafsız davranırsa uzak dur.

Âhirete hazırlan

Ey oğul!

Dünyaya geldin geleli âhirete doğru yol alıyorsun. Bunun için âhiret yurdu, sana dünya yurdundan daha yakındır.

Dilini duâya alıştır

Ey oğul!

Dilini ‘Allah’ım, beni affet’ demeye alıştır. Çünkü öyle anlar vardır ki, o saatlerde Allah duâları reddetmez, istediğini ihsân eder.

Borçlanmaktan uzak dur

Ey oğul!

Borçlanmaktan uzak dur. Çünkü borç, seni gündüz zillete sürükler, gece de üzüntüye boğar.

Günah işlemeye cesaretin olmasın

Ey oğul!

Allah’tan öyle bir şey iste ki, günah işlemeye cesaretin olmasın. Ve Allah’tan öyle kork ki, rahmetinden hiçbir zaman ümidin kesilmesin.

Önce selâm ver

Ey oğul!

Bir cemaatin bulunduğu yere gittiğin vakit, önce onlara İslâm’ın okunu at, yani selâm ver. Sonra bir köşeye otur, onları konuşuyor halde görmedikçe sen de konuşma. Şayet Allah’ın zikrine dalacak olurlarsa sen de onlara katıl. Fakat başka bir söze geçerlerse oradan ayrıl.

Kendini anla

Ey oğul!

İki dünyada mes’ud olmak istiyorsan, kendini anla. Okuyup bilgili olmaya çalış. Çalış ki, çünkü bilenle bilmeyen bir olmaz.

Tembel olma

Ey oğul!

Tembel olma. Tembellik bedbahtlık alâmetidir.

Acele etme

Ey oğul!

Acele etme, acele şeytan işidir.

Güler yüz göster, mütebessim ol

Ey oğul!

Ahlâkını düzelt. Dostuna da, düşmanına da güler yüz göster. Ancak değerin ve itîbârın kırılacak derecede hareket etme.

Orta yolu tut

Ey oğul!

Her şeyin hayırlısı olan orta yolu tercih et.

Yolda dikkatli yürü

Ey oğul!

Yolda yürürken yüzünü gözünü oraya buraya çevirme ki, gönlün vesvesede kalmasın.

Mecliste önce oturma

Ey oğul!

Bir cemaat içinde bulunduğunda onlar ayakta iken oturma. Oturdukları zaman sen de oturuver.

Ey oğul!

Sükût (sessizlik) ve teenni (relaks) ile hareket et. Az konuş. Çok konuşmak, yanılmaya sebeptir.

Sözü fazla dağıtma

Ey oğul!

Konuşurken sözü fazla dağıtma. Aksi takdirde şerefine zarar gelir. Güzel ve lâtif sözleri duymaya çalış. Kaş göz işareti yapma. Konuşurken başkalarını utandırma. Kimse hakkında atıp tutma. Tartışmaya ve münakaşaya girme. İnsanları güldürecek ve kendini maskara edecek sözlerden sakın.

Fazla ısrar etme

Ey oğul!

Senden bir şey istendiği zaman, elinden geliyorsa vermeye çalış. Birinden bir şey istediğinde de fazla ısrar etme.

Fakirliğini kimseye açma

Ey oğul!

Acizliğini ve fakirliğini hiç kimseye, hattâ âilene dahi açma ki, onların yanında itîbârın düşmesin, sözünü dinlemez olmasınlar.

Şiddetten sakın

Ey oğul!

Çocukları ve elinin altındakileri terbiye ederken şiddetten sakın. Öfkelendiğin vakit vakarla geçiştirmeye çalış.

Hayasız genç kız ve oğlanlarla ülfet etme (kaynaşma). Çünkü dünya ve âhirette mezellete (alçalmaya) sebep olur.

Önce düşün

Ey oğul!

Bir kimse ile bozuşursan, dilini tut ve makbul olan sözü söyle. Önce düşün, sonra konuş. Herkesin değerini ve lâyık olduğu hürmeti muhâfaza eyle.

Misafirlikte gözlerine dikkat et

Ey oğul!

Bir kimsenin evinde misafir kaldığın vakit gözlerine dikkat et. Her tarafa bakıp durma.

Elini çek

Ey oğul!

Emânete hiyânetten elini çek.

Kimseye açma

Ey oğul!

Bir işe başladığın zaman, meydana gelmeden önce kimseye açma ki, mahcup düşmeyesin.

Çok ver

Ey oğul!

Sadakayı çok ver. Mal sevgisini gönlünden çıkar.

Râzı ol

Ey oğul!

Allah’tan gelene râzı ol.

Yemekte şunlara dikkat et

Ey oğul!

Yemekten önce ve sonra ellerini yıka. Bu hâl fakirliğini giderir, göze kuvvet verir.

Çok yemek kalbe katılık ve gaflet verir. İbadette tembelliğe sebep olur.

Yemeğin başında Bismillah, sonunda Elhamdülillah de, ortasında da nimetin Allah’tan geldiğini düşün.

Tek elle ekmeği koparma. Bu hareket kibirli insanların âdetidir.

Yemeğin başında ve sonunda bir parça tuz yemek birçok hastalığa karşı devâdır.

Lokmayı küçük tut ve iyice çiğne.

Elinden ekmek ve yemek parçası düştüğünde al, temizle ve öyle ye.

Sıcak olan yemeği soğutmak için ağzınla üfleme, soğuyuncaya kadar bekle.

Yemeği çabuk yeme.

Hurma ve kayısı gibi sayılabilir meyveleri teker teker ye, çifter çifter yeme ve çekirdeklerini bir tarafa topla.

Yemek arasında çok su içme. Su içerken bardağın içine bak. İçine uygunsuz bir şey düşmüş olmasın. Suyu içerken üç nefeste içiver.

Yemeğe herkesten önce el uzatma.

Yemek esnasında güzel şeylerden bahset.

Misafirler çekingen davranırlarsa üç defadan fazla yemeleri için ısrar eyleme. Yemek yeme isteğin yoksa özür beyân eyle.

Dilini tut

Ey oğul!

İlim ve takvâ ehli veya herhangi bir sebeple senden ileride bulunan bir kimsenin huzurunda dilini tut.

Dostlarını dinle

Ey oğul!

Senin iyiliğini isteyen dostlarının tavsiye ve öğütlerini can kulağıyla dinle.

Doğru ol

Ey oğul!

Sözünde, işinde ve gidişinde doğru ol. Doğru olan sözlerinin bile hayrete ve tereddüde sebep olacaksa, söyleme daha iyi.

Ümidini kesme

Ey oğul!

İnsanların gönlünü almaya çalış. Allah’ın rahmetinden ümidini kesme.

İyi ol

Ey oğul!

Açıkta ve gizlide iyi olmaya çalış.

Bir şeyi vaktinden önce isteme.

İçini süsle

Ey oğul!

İçini dışından daha çok süsle: İçin Hakk’ın, dışın halkın baktığı yerdir.

Her yerde ve her zaman Allah’ı yanında hâzır ve nâzır olarak bil.

Allah (celle celâluh) nazarında seni utandıracak işleri bırak.

Galeri

Avrupa’da Türkçe Konuşan Halklar

Büyük çoğunluğu Türk ve Kürt asıllı olup Avrupa’ya misafir işçi olarak gelen, daha sonra aile birleşimi ile yerleşmeye başlayan, günümüzde ise artık Avrupa’nın bir parçası olan gurbetçiler de denilen Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarından oluşmak üzere Avrupa’da bir çok Türkçe konuşan halklar yaşamaktadır. Türkiye’den gidenlerin bir kısmı çifte vatandaşlığa sahiptir bir kısmı da sadece yaşadığı ülkenin vatandaşlığına sahiptir.

Balkanlarda ve Batı Trakya’da yaşayan Osmanlı yadigarı soydaşlarımız ve kardeşlerimiz Avrupa’ya yerleşen ilk Türklerdir.

Dünyanın çeşitli bölgelerinde ve Avrupa’da Türkçe öğrenmek isteyen yabancı uyruklulara büyük hizmetler ve kurslar düzenleyen organizasyonların başında gelenlerinden birisi Yunus Emre Enstitüsü’dür.

http://www.yee.org.tr

Daha birkaç gün önce yaşadığım bir olay beni gururlandırdı. Hollanda’nın Rotterdam kentine gelmiş iki kadın turist bana İngilizce bir şey sordular. Neyse konuşurken Türk olduğumu anladılar ki birden Türkçe konuştu birisi. Aa Türkçe biliyorsunuz dedim. Evet biraz dedi. Ama gayet iyi anlıyor ve konuşabiliyordu. Çünkü bundan sonra hep Türkçe konuştuk. Sordum nereden geliyorsunuz; İspanya’dan dediler. Ee Türkçe’yi nasıl öğrendiniz dedim. Gülerek ‘Dizi’ dedi. Yani İspanya’da da Türk dizileri izleniyor ve Türkçe öğretiyor düşünebiliyormusunuz.
Türk dizileri sayesinde ve Türkiye’ye turist veya öğrenci olarak gelenler ülkemizden memnun kaldıkça Türkçe’ye de ilgileri artıyor.

Evet şimdi Avrupa’da Türkçe konuşan halkların nüfusuna ve yaşadıkları yerlere bir bakalım…

Misafir işçi olarak gidip Avrupa’ya yerleşen ve artık orada doğup büyüyen T.C. vatandaşlarının nüfusu:

Almanya: 2.800.000 – 3.000.000
Fransa: 620.000
İngiltere: 75.000 (KKTC vatandaşları ile birlikte 450.000)
Hollanda: 405.000
Belçika: 220.000
Avusturya: 149.000
İsviçre: 98.000
İsveç: 86.000
Danimarka: 68.000
Norveç: 18.750
İtalya: 17.800

Osmanlı hakimiyeti ile Avrupa’ya yerleşen Türkler:

Bulgaristan: 590.000- 750.000
Yunanistan: 145.000 (Batı Trakya)
Moldavya: 135.000 (Gagauzya)
Makedonya: 83.000
Romanya: 58.000
Kosova: 22.500

Avrupa kıtasında T.C. vatandaşı olmayıp Türkçe konuşan diğer halklar; Azeri, Uygur, Nogay, Karaçay Çerkes, Özbek, Türkmen, Tatar, Arnavut, Boşnak, Roman/Çingene, Makedon, Bulgar, Gürcü, Yunan ve Batı Avrupa halklarıdır. Bunların nüfusu 250 bin ilâ 300 bin civarında tahmin edilebilir.

Bu verilere göre Avrupa’da Türkçe konuşabilen 6 ilâ 6,5 milyon insan yaşamaktadır. Bu nüfus Avrupa’da bulunan birçok küçük Avrupa ülkelerinin nüfuslarından fazladır.

Bizlerde Avrupa Türkleri olarak dilimizi iyi öğrenip mümkün olduğu kadar kendi dilimizle konuşmalıyız. Dilini ve dinini unutan halklar Avrupa’da hızla asimile olurlar. Öz kimliklerini yitirirler.

Yeni Avrupa Dergisi olarak bizler dilimizi, dinimizi, kültürümüzü unutmamak adına yayınlar yapmaya çalışacağız ve Avrupa Türklerinin birliklerini korumalarına, öz kimliğiyle Avrupa toplumuna entegre olmuş şekilde yaşamlarını sürdürmelerine katkı sunmaya çalışacağız.

Çalışmak bizden, tevfik ve başarı Allah’tan.

Selam ve sevgilerimizle!

cropped-logo-logo-dergi-e15259703338452.png

Anadilim, dilim dilim

Bundan 16 yıl önce Almanya’da Türkçe dersi müfredatı tarih ve coğrafya konularından arındırılmış, sadece dil dersi haline getirilmişti.

Mâlum dil dinamik bir sistem. Kullanılmayınca hayatiyetini kaybeder. Kendinden uzaklaşanlar için âb-ı hayat olmayı terkeder. Hele de yeni kuşaklara aktaramadığımız sürece.

Heidelberg Göç Araştırmaları ve Kültürlerarası Pedagoji Merkezi (Hei-Mat), yaptığı bir araştırmayla tam da bu olumsuz gelişmeyi gözler önüne seriyor. Araştırma, 2013/2014 öğretim yılında Baden-Württemberg eyaletinin Baden bölgesinde Türkçe ve Türk Kültürü dersine katılan öğrencilerin dil kullanma alışkanlıklarını ortaya koyuyor. Her ne kadar Almanya’nın bir eyaletinde yapılsa da bütün Avrupa diasporasında yaşayan Türklerin anadillerini kullanma alışkanlıkları açısından üç aşağı beş yukarı aynı özellikleri taşıyor.

Mesela Türk öğrencilerin yüzde 57,9’u evde Almanca ve Türkçeyi birlikte konuşuyor. Dilleri karışık şekilde kullanmak başlı başına büyük bir hata ve tembellik. Bir dilde zorlanınca diğerine atlamak iki dile de yada ikisinden birine iyi hakim olamamak, o dili tam iyi konuşamamak anlamına gelir. Yüzde 27,8’i evde Türkçe iletişim kurarken, yüzde 7,9’u Almancayı tercih ediyor. Öğrencilerin yüzde 83,5’i büyükanne veya büyükbabalarıyla Türkçe konuşuyor. Her ne kadar büyükanne ve büyükbabaları Türkçe konuşmayı tercih etse de torunlarının yüzde beşi onlarla sadece Almanca konuşuyor.

Araştırmada en dikkat çekici nokta öğrencilerin yüzde 51,5’nin kardeşleriyle sadece Almanca konuşması. Her iki dili kullanan öğrenci oranı ise yüzde 22,6. Kardeşlerin sadece yüzde 16,1’nin kendi aralarında Türkçe konuşması, Türk öğrencilerin sadece yüzde 3,9’unun okulda Türkçe konuşması bu dilin geleceğiyle ilgili bize bir ipucu veriyor. Şu tespit de nesiller arası dil uçurumunu net şekilde özetliyor:

Birinci neslin yüzde 72,8’i Türkçesine güvenirken, üçüncü nesilde Almancasına güvenenlerin oranı yüzde 85,4. Okul formlarına göre de Türkçe kullanımı değişiyor. Gymnasium gibi eğitim düzeyi ileri olan okullardaki Türk öğrenciler diğerlerine göre daha az Türkçe konuşuyor.

Demek ki anadilini geliştirmenin en önemli zemini aile ve okul. Aile ve okulda ise tablo böyle.

Durum diğer Avrupa ülkelerinde de üç aşağı beş yukarı aynı vaziyette sayılır.

Bu durumun dilin kendisinden çok, diasporada yaşayan Türklerin kimlik ve kültür değerlerine olumsuz yansıyacağını rahatlıkla söyleyebiliriz.

Geniş bir coğrafyada 200 milyondan fazla insan tarafından konuşulan Türkçemizin köklü ve zengin bir dil olarak daha da gelişeceğinden eminim. Ancak en önemli kültür taşıyıcı olan dilden mahrum kalanlar kendi kültür değerlerinden birçok şeyi kaybedeceği muhakkak.

Dünyanın en güzel dillerinden Türkçeyi çocuklarımız artık ‘anadil’ değil, bir ‘yabancı dil’ olarak öğrenebilecek. Oysa anadil ile yabancı dil çok farklı. Eğer Türk toplumu kendi anadiline sahip çıkmaz, hem aile içinde hem de okullarda takibini yapmazsa yeni nesillerin daha yoğun bir kimlik ve kültür çatışmasına sürüklenecek bir akıbeti ve asimilasyonunu bekleyebiliriz.

Velhâsıl anadil, birinci dil konumundaki yabancı dil gibi değil. Anadil, anne sütü kadar besleyici ve diriltici bir iksir. Diasporada anadilimiz hem nesiller arasında hem de mevcut toplumda dilim dilim olursa vebâline ve sonuçlarına hep birlikte katlanmak zorunda kalırız.

Öyleyse güzel Türkçemizde okumayı ve konuşmayı sevdirmek, okullarda ise dilimizi yaygınlaştırmaktan başka çaremiz yok.

Romanyalı filozof Emile Cioran’ın dediği gibi “Biz bir ülkede değil, bir dilde yaşıyoruz.”

 

Muhammet Mertek