Al Birini Vur Ötekine

Dünyanın bir ucunda Venezuela’da büyük bir sorun yaşanıyor. Meclis Başkanı’nın kendisini Maduro yerine başkan ilan etmesiyle değil, çok daha önceden başlayan büyük bir demokrasi krizi yaşanmaktaydı. Son gelişmeler bu uzun süreli problemin yeni sahnesi sadece…

Mesele sadece bu ülkenin içinde bulunduğu derin kriz değil, dünyanın geldiği tatsız, keyifsiz, haksız, hukuksuz noktadır. Demokrasiyi ve hukuku kendi iktidar amaçlarına alet eden liderlerin fırsatçılığının prim yapması ve onaylanmasıdır. Hukuku, insan haklarını, ortak tecrübeyi ve sivil toplumu yok sayan ve bunlardan nefret eden yönetimler Rusya’dan Mısır’a, Polonya’dan Brezilya’ya kadar dünyayı kuşatmış bulunuyor. Daha çok fırsat bulsalar daha fazlasını yapma iradelerini de saklamıyorlar. Fırsat buldukça yönettikleri toplumların birikimini adım adım heba etmekten geri durmuyorlar.
Bu listeye Venezuela lideri elbette dahildir. Ve ABD Başkanı da…

Trump, Caracas’ta siyaset yapsaydı Maduro’dan farklı olmazdı, Maduro da Washington’da olsaydı şimdi Trump’ın yapmakta olduğundan bir adım geri durmazdı. Al birini vur ötekine… Zihin olarak birbirinden fark olmayan iki liderin karşı karşıya gelmesi tarihin sık tekrarlanan garip tecellilerinden birisidir. ABD’de Trump’ın saçmalıklarını sınırlayan kurumlar, sivil toplum ve medya bulunurken Venezuela’da bunların tamamının derdest edilmesi ikincinin şansıdır!

Tablo ne olursa olsun, ülkesinde demokrasiyi yok eden, halkını kaçırtan, insanları yoksullaştıran, yolsuzluk ve çürümüşlüğü iktidar yapan Maduro’ya itiraz etmek kadar, ona karşı çıkan Trump’ı desteklemek aynı oranda mümkün ve imkansızdır. Her tavır için sayısız gerekçe vardır. Maduro göstermelik de olsa bir seçilme işbaşına gelmekle halk iradesine sığınabilir. Buna mukabil seçimin göstermelik olması ve yine seçimle gelen parlamentoyu sistem dışına itmesi de ona karşı muhalefet için referans üretmektedir. Demokrasinin çöktüğü ve demokrasiyi var eden kurumların tamamının baskı altına alındığı bir ülkeden söz ediyoruz.

Toplumların bazen çaresiz kaldığı zamanlar olur, Venezuela ne yazık ki şimdi bunu yaşıyor.
Bu kadar zengin petrol yatakları olan bir başka ülkede hayal bile edilemeyecek yoksulluğa mahkum bir halkın içinde bulunduğu çaresizlik yanı zamanda demokrasinin küresel krizine işaret ediyor. Kötü yönetimlerin kötülükle yollarına devam edebilme imkanı ve kapasitesi arttığı için Maduro kendi hikâyesinin kahramanı olabiliyor. Kimse kendi yazdığı hikâyeye karşı çıkmıyor. Çünkü dünyanın başka yerlerinde de aynı hikâye hüküm sürüyor. Avrupa Birliği içinde bile…

Doğal olarak halkı daha iyi bir yönetimi hak ediyor, bu doğru. ABD’nin durum ne kadar vahim olsa da bir başka ülkenin iç işine müdahale etmemesi gerekiyor, bu da doğru. Üstelik, dünyanın her yerinden daha fazla anti-Amerikancı olan bir kıtada, Latin Amerika dünyasında; ABD’nin sürece dahil olması Maduro gibi otokrat ve şoven liderlere hayat öpücüğü vermekten başka sonuç doğurmuyor. Bütün yanlışlar ve kötü yönetim eleştirisi ikinci plana düşüyor ve Maduro ülkesini ABD’ye karşı koruyan kahraman rolüne yapışıyor. Olan yine halka oluyor çünkü baskı kaçınılmaz olarak artıyor. Şu anda yaşanmakta olan da bundan başka bir şey değildir.

Bu saatten sonra hiç olmazsa ABD’nin ve bilhassa da kişisel olarak Trump’ın işin içine girmemesi, zor da olsa Venezuela halkının zaten yıllardır vermekte olduğu kendi mücadelesini sürdürmesi en iyi yol olacaktır.