Psikoloji İnanç ve Ahlak

Geçici Sıkıntılar Ve Geçici Dünya

Allah’ın selamı üzerinize olsun…
 
Hepimiz hayatımız boyunca türlü sıkıntılarla karşılaşıyoruz ve karşılaşacağız. Kimimiz zorlu bir hastalık geçiriyor, kimimiz bir yakınını kaybediyor, kimimiz maddi yetersizlikler içerisinde, kimimiz ırkçılık ve aşağılık muamelelere maruz kalmakta, kimimiz sabırla en yakınımızın zorlu günlerini paylaşıp ona destek olmakta, kimimiz sözlü veya fiziki şiddet görmekte, kimi tehdit edilmekte, kimileri savaşın ortasında, güvensiz ve sağlıksız koşullar içerisinde hayatlarını sürdürmekte. Kime sorsak bir derdi, bir sıkıntısı, bir şikayeti var.
 
Hayatın tüm bu zorlu koşulları karşısında Mü’min’in tavrı nasıl olmalıdır?
 
Öncelikle tüm bu zorlukların karşısında en dayanıklı, en ümitli, en güçlü, en sapasağlam durması gereken kişi Mü’min’dir. Çünkü Mü’min, hayatın ardındaki sırrı çözmüş kişidir. Gelip geçici dünyanın gelip geçici dertlerinin bir gün boynundan çıkarılıp kenara koyulacağını, Rabb’ine kavuşacağını bilir. Rabb’inden bağışlanmayı, derdin ve kederin olmadığı sonsuz hayatı ümitle bekler.
 
Mü’min kişinin zorluklarla karşılaştığında aklından çıkarmaması gereken dünyanın gelip geçici oluşu, zaten bu dünyanın zorluklarla dolu iğreti bir imtihan dünyası olduğudur.
 
Yemin olsun ki, mallarınızdan da canlarınızdan da imtihan edileceksiniz.”
(Ali İmran, 186)
 
“Başıma ne diye bunları verdin? Bana bunları ne diye uygun gördün Allah’ım” gibi sözler dünyanın imtihan dünyası oluşunu kavrayamayan insana ait olabilir.
 
Bu dünya bizim için kalış yeri değil yalnızca bir geçiş yeri. Nimetlenmenin yanında; sıkıntıların, uğraşların olduğu kısacık bir konaklama. Ardımıza dönüp baktığımızda zamanın su gibi akıp gittiğini görüyoruz da.
 
Yeniden dirildiğimizde şu yaşadığımız dünya hayatı bize kısacık gelecek. Bir rüya gibi. Diriliş gününde insanlara bu hayat ne kadar sürmüş gibi geliyor, bakın:
 
Derler “Bir gün yahut günün bir kısmı kadar.”
(Mü’minûn, 113)
 
Şu kadar kısacık bir dünyada, karşılaştığımız sıkıntılar yüzünden bize verilen sürenin geri kalanını mahvetmeye değer mi? Üstelik ne yaşarsak yaşayalım eninde sonunda dönüşümüz Rabb’imize iken:
Şüphesiz dönüş ancak Rabb’inedir.”
(Alak, 8)
 
Mü’minler kederli anlarında şu güzel ayeti sık hatırlamalı:
Onlara bir ızdırap gelip çattığında şöyle derler:
 
Biz Allah içiniz ve sonunda O’na dönüp gideceğiz.”
(Bakara, 156)
 
Bu dünyada ilelebet çakılıp kalmayacağız. Bu dünyanın sıkıntılarını da ilelebet taşımayacağız. Lakin bu dünyada Allah’a boyun eğmek yerine, sıkıntılara boyun eğip Allah’a isyan eden kişiyi çok zorlu bir yurt bekliyor.
 
Sıkıntılara rağmen Allah’a dayanmaya devam edenleri, sabrederek güzel işler üretmeye çalışanları, sakınanları, Allah’ın öğütlerini gözetenleri ise gerçek hayatları olan sonsuz mutluluk diyarı bekliyor.
 
Bu dünya hayatı eğlence ve oyundan başka bir şey değildir. Ahiret yurdu ise gerçek hayattır. Bir bilebilselerdi!
(Ankebut, 64)
 
Ey insanlar! Hiç şüphesiz Allah’ın vaadi gerçektir. O halde dünya hayatı sizi aldatmasın.”
(Fatır, 5)
 
Bu hayatın perdesi sıkıntılarımızla birlikte kapanacak ve bizler Rabb’imizin huzurunda geri dönüşü olmayan sonsuz bir gerçeğe uyanacağız.
 
Unutmayalım, her derdimize şifa Kur’ân’da mevcut. Misal, geçim derdi içerisinde olan kardeşlerimiz ısrarla Allah’a dayanmalı, onun yolunda işleyişlerini sürdürmeli. Çünkü, Takva sahipleri darlıkta da bollukta da Rabb’leri için yaşar.
 
Onlar bollukta da, darlıkta da Allah yolunda harcarlar.”
(Âl-i İmran, 134)
 
Üstelik Allah sakınanları çıkış yolu ve rızıklanma ile müjdeliyor:
 
Kim Allah’dan sakınırsa, Allah ona bir çıkış yolu nasip eder. Ve onu hiç beklemediği yönden/yerden rızıklandırır.”
(Talak 2, 3)
 
Bir zulüm gördüğümüzde Rabb’imize dayanmalıyız sabırla:
 
Sakın, Allah’ı, zalimlerin yapmakta olduğundan habersiz sanma. O, onları, gözlerin korkudan donup kalacağı bir güne erteliyor.”
(İbrahim, 42)
 
Elbette çetin zorluklara karşı sabretmek, öyle kolay bir iş olmasa gerek. Bu sağlam bir iman, Allah sevgisi, Takva gerektirir. Bu zorlu imtihanlara rağmen Mü’min’e Rabb’inin merhametinden ümit kesmek yakışmaz. Bu sapıtmışların işidir. Allah; merhametli, şefkatli, bağışlayıcı, cömert, ikram sahibidir. O’nu dost edinen kulunu Rabb’imiz de dost ediniyor.
 
Sapıtmışlardan başka Rabb’inin merhametinden kim ümit keser?
(Hicr, 56)
 
Her şeye rağmen, Mü’min için şükredecek bir şeyler muhakkak var. En önemlisi hâlâ Allah yolundaysak, imanlıysak, en büyük nimete sahibiz demektir. Şu dünyada Rabb’in bir kuluna vereceği en büyük armağan İman’dır!
 
Dertleri hayatın merkezine getirip isyan sebebi yapacağımıza gönlümüzü İslam’a açan Rabb’imize şükretmeliyiz. Hidâyetimizi daha da arttırması için O’na sığınmalıyız.
 
İnanır ve şükrederseniz Allah size neden azap etsin? Allah şükrün karşılığını verendir, bilendir.”
(Nisa, 147)
 
İllâki tüm lütufları bu dünyada beklemekte gaflet olur. Bu dünya hiçbir zaman insan için sırf nimetlenme, keyiflenme yeri değil. Buradan, layıkıyla Rabb’ine kul olmaya çalışanlar faydalanır.
 
Hiçbir zaman sıkıntısız olamayacağız burada. Gün geliyor yorgun düşüyoruz, bıkıyoruz, başımız ağrıyor, tükenmiş bir halde bitkin düşüyoruz. Halimiz kalmıyor neredeyse adım atmaya, usanıyoruz. Tam da bu tükenmişliğin, bıkkınlığın, yılgınlığın, usanmışlığın içinde Cennet ile müjdeliyor Rabb’imiz. Dünyalık usançlarımıza merhem oluyor.
 
O ki lütfuyla bizi durulacak yurda yerleştirdi. Orada ne bir yorulma ne de bir bıkkınlık duyarız.”
(Fatır, 35)
 
Gidilecek en güzel yer Allah’ın katındadır.”
(Âl-i İmran, 14)
 
Sıkıntılara karşı sabredip Allah yolunda gidenlere hep müjde var!
 
Andolsun ki sizi korku, açlık, mallardan, canlardan ve ürünlerden eksiltmeyle imtihan edeceğiz. Sabredenlere müjde ver.”
(Bakara, 155)
 
Sabredenlerin ödüllerini yaptıklarının en güzeliyle muhakkak vereceğiz.”
(Nahl, 96)
 
Acılarından isyan etme. Dayan Rabb’ine. Yarın ölecek olsan, bugünün hangi mühimi kalır geriye?
Sabredelim ve unutmayalım ki sabrederken de Allah bizimle:
 
Şüphesiz Allah, sabredenlerle beraberdir.”
(Bakara, 153)

Söz Sende (Yorum Yap)