Ramazan-ı Şerif

Nasıl bir irâde imtihânı veriyor, ne türlü bir oruç tutuyoruz?

Oruç tutanların dereceleri:

• Alt tabaka halkın (Âvâmın) orucu
• Seçkinlerin (Havassın) orucu
• En üst seçkinlerin (Ahass’ul Havassın) orucu

Âvâmın Orucu:

Bu oruç, yeme içmeyi kesip, tenâsül uzvunu şehvetlerden ve cinsî münasebetten (cinsel ilişkiden) sakındırmaktır. Bu müslümanların genelinin tuttuğu oruçtur.
Yani orucu bozan şeylerden uzak kalınca oruç tutulmuş, borçtan kurtulunmuş olunur.

Havassın (Seçkinlerin) orucu:

Bunlar ise sadece ağzına ve tenasül uzvuna (cinsel organına) oruç tutturmakla kalmayıp diğer organlarına da oruç tuttururlar. Havassın, yani dini bakımdan üstün olanların (takvâ sahibi muttakîlerin) orucu, bütün organlarını günahtan korumaktır.

Oruçlu iken diliyle asla gıybet etmezler, yalan söylemezler, gözleriyle harama bakmazlar, ayaklarıyla haram yola gitmezler. Elleriyle haram şey tutmazlar. Kulaklarıyla haram sohbet ve sözleri dinlemezler. Bunları yapmak hem günahtır, hem de orucun sevabını azaltır.
Bu kişiler organlarını kötülükte kullanmayıp hep iyilikle meşgul etme titizliği göstererek; elleriyle Kur’ân tutarlar, sadaka verirler; gözleriyle Kur’ân’a bakar; dilleriyle Kur’ân ve duâlar okurlar, öğüt verici sohbetler ederler; kulaklarıyla Kur’ân dinlerler, sohbet, vaaz dinlerler; ayaklarıyla ibâdet yerlerine yürürler, hayır işleri için koşuştururlar, rızıkları için çalışırlar.

Gözü Korumak

Kalbi meşgul edecek, kendisine Allah’ı hatırlamaktan alıkoyacak, dini ve insancıl bakımdan kötü ve mekruh olan her şeye bakmaktan kendini korumaktır. Göz Allah’ın insana verdiği en kıymetli organlardan biridir. İnsanın görmesini, tefekkür etmesini, dış dünya ile olan alakasını sağlayan, insanın gözü ve beynidir. Kafaya ve kalbe giden şeyler, gözden süzülerek giderler. Âdetâ onların ilk kapısıdır göz. İnsan hususiyle (özellikle) oruçlu olduğu zaman gözünü zehirli ok hükmünde olan haramlardan, kalbi meşgul edebilecek malayânî şeylerden muhâfaza etmelidir, korumalıdır.
Şehvetle bakmak orucu bozmaz ama hem günahtır hem de orucun sevabını azaltır.
Sevgili Peygamberimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem) buyuruyor ki;
Şehvet ile bakmak, şeytanın zehirli oklarından bir oktur. Kim Allah’tan korktuğu için şehvetle bakmaktan kendini korursa, yüce Allah ona öyle bir iman nasip eder ki, bunun zevkini tâ kalbinde duyar.

Dili Korumak

Dili yalan konuşmaktan, dedikodu ve koğuculuk yapmaktan, lüzumsuz ve boş yere konuşmaktan, çirkin söz söylemekten, küfretmekten ve gereksiz tartışmalardan korumaktır. Bunlarda hem günahtır, hem de orucun sevabını azaltır. Oruçlu kişi kavga-gürültü çıkarmayacak, sövene mukabelede bulunmayacak, cahilâne tutum ve davranışlar içine girmeyecektir.
Nitekim Resûl-i Ekrem (s.a):
Oruç mü’min için bir kalkandır. Binâenaleyh sizden biriniz oruçlu iken, kötü şeyler konuşmasın, cahilâne hareket etmesin. Eğer bir kimse kendisine sövecek olur veya çatacak olursa; ‘Ben oruçluyum desin’ buyurmaktadır.

Oruçlu olduğu halde bir sürü dedikoduya dalan, diline hakim olmayan, sadece midesine bir şey koymamakla yetinen, oruçtan hâsıl olacak mükafattan mahrum kalır. Kâr olarak yanına sadece susuzluk ve açlık kalmış olur.

Allah Rasulü bu beyânda:
Yalan konuşmayı, yalan sözlerle âmel etmeyi terk etmeyen kimsenin, yemesini, içmesini terk etmesine Allah’ın ihtiyacı yoktur, buyurmaktadır ve başka bir hadis-i şeriflerinde:
Nice oruç tutanlar vardır ki, orucundan susuzluk çekme ve açlıktan başka bir kazancı yoktur. Nice geceleyin kalkıp nafile ibâdet yapanlar vardır ki, bu kalkmasından ötürü uykusuzluktan başka bir kazancı yoktur, buyurmuşlardır. O yüzden oruçlu kişi kendisini Kur’ân’la, uhrevî alemi hatırlatacak, tefekküre sebep olacak eserleri okumakla, hayırlı ilim öğrenmekle, ya hayr konuşmak ya da sükût etmekle meşgul etmelidir.

Kulağı Korumak

Allah’ın insanlara değerli bir emanet olarak verdiği kulağında yalan, gıybet, dedikodu gibi çirkin şeylere karşı kapalı tutulması, onların konuşulduğu yerlerden uzaklaşılması, mü’min için gerekli olan bir vazifedir. Çünkü konuşulması çirkin ve yasak olan birşeyin, dinlenilmesi de o kadar çirkin ve yasaktır. Bunun için yüce Allah bu çeşit sözleri dinleyenler ile haram yiyenleri bir seviyede tutarak şöyle buyurmuştur:
Onlar yalan dinleyenler, haram yiyenlerdir. (Maide Suresi, 42)
Dedikodunun yapılmasına seyirci kalmak, dedikodu günahına ortak olmaktır.
Yüce Allah buyuruyor:
Siz de onlarla günahta ortak olursunuz. (Nisa Suresi, 140)
Sevgili Peygamberimiz de şöyle demiştir:
Dedikodu yapan ve dinleyen, günahta ortaktırlar.

Diğer Organları Korumak

El, ayak ve diğer organları kötülüklerden, mideyi ise iftarda şüpheli şeylerden korumaktır. Zîrâ helal yemek ile oruca başlayıp, haram ile orucu bitirmenin bir faydası yoktur. Bu şekilde oruç tutanlar bir ev yapacağım diye, bir şehri yıkanlara benzerler.
Sevgili Peygamberimiz buyurmuştur ki:
Nice oruç tutanlar vardır ki, tuttukları oruçtan, aç ve susuz kalmaktan başka kazançları yoktur.

İftarda Az Yemek

İftar vakti, helal yemekten de olsa mideyi tıka basa doldurmamak gerekir. Zîrâ Allah yanında kapıların en kötüsü, helalden bile olsa tıka basa doldurulan midedir. Orucun amacı şehveti kırmaktır. Zira şehvetler yemek ve içmekle kamçılanır. Durum bu olduğuna göre, gündüz yemediğini bir oturuşla yemenin ve böylece şehveti azıtmanın ne anlamı vardır. Birçokları, orucun gerçek anlamının tam tersine, yemeklerini Ramazan ayına ayırıp, akşamleyin sofralarını nefis yemeklerle donatır ve diğer aylarda yemediklerini bu ayda yerler. Oysa oruçtan amaç, Allah korkusunu sağlamak, şehveti kamçılayan ve nefsi azdıran yemekten ayrı kalmaktır. Gündüz aç kaldıktan sonra, akşama güzel yemeklerle karnı doldurmanın bu amaca hizmet etmediği açıktır.

İftardan sonra korku ile ümit arasında olmak

İftarını açan, orucu ve ibadetleri kabul olunan mukareblerden mi yoksa kabul olunmayan gazaba uğramış kimselerden mi olduğunu düşünmelidir. Hatta yalnız oruçta değil, yapılan her ibâdetin sonunda böyle düşünmek gerekir.

Ahass’ul Havassın (En Üst Seçkinlerin, Peygamberlerin ve takvada üstün olanların) Orucu:

Bu derecedeki insanlar ise bu organlarıyla da iktifa etmeyip (yetinmeyip) çıtayı daha da yukarıya dikerek hayallerine, kalplerine de oruç tutturmaya yönelirler. Yani kalplerine kötülük getirmezler, günah şeyleri hayallerinden geçirmeyi dahi düşünmezler.
Kalbi, dînî maksat içermeyen dünyevî düşüncelerden men edip, Allah’tan başka herşeyi kalpten tamamen uzaklaştırmaktır. Ramazan ayı boyunca inzivâya çekilip tüm ay boyunca itikâfa girmektir.